Ailem ve Ben
 
Soğuk algınlığı mı? Grip mi?

Çocuk Sağlığı Hastalıkları ve Çocuk Alerjisi Uzm. Prof. Dr. Yonca NUHOĞLU

Soğuk algınlığına 100’den fazla virüs sebep olabilir ve bu virüsler, yılda 2 ile 4 kez yetişkinleri, 6 ile 10 kez çocukları hasta eder. Soğuk havada yeterli önlem alınmaz ve vücut ısısı düşerse, özellikle solunum yolu ile burun ve boğazı besleyen damarlarda büzüşme olur. O bölgeye kan az gidince, bölgenin savunma sistemini oluşturan bağışıklık sistemi elemanları da o bölgeye az gider. Savunmanın düştüğü bölgede virüsler daha kolay tutunur ve çoğalır.

Soğuk algınlığının ve gribin belirtileri:
Soğuk algınlığı yavaş seyreden bir hastalık olup,

  • boğaz ağrısı,
  • hapşırma,
  • burun akıntısı,
  • burun tıkanıklığı ve
  • hafif öksürük gibi belirtilerle kendini gösterir.

Grip enfeksiyonu ise;

  • birkaç saat içinde aniden ortaya çıkan yüksek ateş ile birlikte
  • şiddetli baş ağrısı, 
  • tüm vücutta yaygın kas ağrısı ve
  • ağır halsizlik ile belirtilerini gösterir.

Boğaz ağrısı, burun akıntısı ve tıkanıklığı gibi üst solunum yolu şikayetleri gripte hafiftir. Soğuk algınlığı ile arasındaki en önemli fark ise yüksek ateştir. 

Alerjik olan kişiler, üst solunum yolu enfeksiyonu şeklinde seyreden soğuk algınlığına daha çok yakalanırlar. Kış aylarında geçirilen nazofarenjit yani halk arasında bilinen adıyla soğuk algınlıklarının %80’inden nezle virüsü, yani “Rinovirüs” sorumludur. Rinovirüs vücuda sıklıkla, burun mukozasından özel bir moleküle bağlanarak giriş yapar. “ICAM 1” adı verilen bu molekül, aynı zamanda alerjiden sorumlu bir moleküldür ve alerjik hastaların solunum yolu zarlarında yüksek miktarda bulunmaktadır. Dolayısıyla, bu molekül aynı zamanda rinovirüs yapışma molekülü olduğundan, rinovirüsler solunum yolu zarına daha kolay tutunmaktadırlar.

Bu hastalık sinüzite veya orta kulak enfeksiyonuna daha sık neden olur. Alerjik hastalar dışında, soğuk algınlığı korkulacak bir tablo değildir.

Alerji, kişide ilk olarak, bebekken yaşanan cilt kuruluğu ve kaşıntı ile seyreden alerjik egzama bulguları ile kendini gösterir. Çoğunlukla gıda alerjisine bağlı gelişen bu tablo, 3 yaşına doğru geçerken, zamanla solunum yolu alerjileri kendini göstermeye başlar. Öksürük, nefes darlığı ve göğüste hırıltı, hışıltı gelişmesi, alerjik bronşit ya da diğer adıyla alerjik astımın en sık gözlenen bulgularıdır. Harekete veya gülmeye bağlı gelişebilen öksürük ve nefes darlığı krizleri, bazen de kimyasal veya sigara dumanına maruziyet sonrası gelişir. Astım ile beraber, %80 hastada alerjik nezle belirtileri gözlenir. Hapşırık, burun kaşıntısı, burun tıkanıklığı ataklarının enfeksiyonlar dışında da gözlenmesi, sıklıkla alerjik nezleyi, diğer adıyla saman nezlesini düşündürür.

Alt solunum yolu enfeksiyonu görülme olasılığının daha fazla olduğu 2 yaş altı çocuklar, 65 yaş üzeri yetişkinler, hamileler, kronik kalp ve akciğer hastaları da, grip enfeksiyonu sebebiyle risk altındadır.

Öncelikle el temizliğine büyük önem verilmelidir. Soğuk algınlığı virüsleri, hasta kişinin burun salgıları ile temas sonrası elin burna ve ağza götürülmesi sonucu bulaşır. Sık el yıkama, yüzeylerden virüs bulaşmasını engelleyecektir. Kış aylarında, özellikle öpüşme ve el sıkışma gibi selamlaşma hareketlerinden kaçınılmalıdır. Evlerin sık havalandırılması sağlanmalıdır. Havalandırma işlemi, hava kirliliğinin en az olduğu öğlen saatlerinde yapılmalıdır. Ev içi hava kirliliğine neden olan sigara dumanı ve rutubete karşı da, evde alınacak önlemler, daha az soğuk algınlığına yakalanmayı sağlayacaktır.

Grip ve Soğuk Algılığında Tedavi


Gerek virüslerin neden olduğu gribe, gerekse soğuk algınlığı hastalığına özgü bir tedavi yoktur. İstirahatle birlikte bol sıvı alımı ve aspirin harici ateş düşürücü ve ağrı kesiciler kullanılabilir. Grip enfeksiyonunda kesinlikle aspirin kullanılmamalıdır. Ayrıca virüslerden oluşan enfeksiyonlarda antibiyotiklerin etkisiz olduğu da akılda tutulmalıdır. Gereksiz antibiyotik kullanımı, antibiyotik direncine neden olduğundan, doktor önerisi olmadan antibiyotik kullanılmamalıdır.

Grip Tablosunda;

  • Risk grubunda olan hastalar (2 yaş altı çocuklar, 65 yaş üstü erişkinler, kronik kalp ve akciğer hastaları), grip belirtileri olduğunda hiç beklemeden doktora başvurmalıdırlar.
  • Risk grubunda olmayan hastalar ise grip belirtileri olduğunda sadece;

  • 1. Ateş 3 gün içinde düşmemişse,
    2. Birkaç gün içinde düşüp sonra tekrar yükselmişse,
    3. Genel durum bozuluyorsa

virüsün üzerine daha ağır seyreden bakteri enfeksiyonu eklenmiş olabileceği için doktora başvurmalıdır. 

Basit Soğuk Algınlığı Tablosunda

Basit soğuk algınlığındaki belirtiler, genellikle 10 gün içinde azalarak geçer. Burun tıkanıklığı, burun akıntısı veya balgamlı öksürük 10 gün içinde tam geçmemişse, bakteriyel bir enfeksiyon olasılığına karşın doktora gidilmesi yararlı olacaktır.

Bunlara Dikkat!

  • Çocuklara okullarda el yıkama eğitimi verilmeli ve en azından beslenme öncesi ellerini yıkamaları mutlaka sağlanmalıdır.
  • Çocuklara burunlarını ellerine değil tek kullanımlık mendile silmeleri öğretilmelidir.
  • Eve gelince kıyafetler değiştirilmeli ve hemen yıkanmalıdır.
  • Hasta olan çocukların, enfeksiyon bulguları geçmeden okula gönderilmemesi gerekir.
  • Her gün sonu oyuncaklar ve çocukların ortak kullandıkları okul malzemeleri mutlaka dezenfekte edilmelidir.
  • Sınıfların sık havalandırılması da enfeksiyon kontrolünü sağlayacak önlemler arasındadır.
  • Sınıf içi hava kirliliğine neden olacak kimyasalların kullanımı da mümkün olduğunca azaltılmalıdır.
  • Alerjik astımı ve alerjik nezlesi olan çocukların, kışa girmeden mutlaka grip aşısı olmaları gerekmektedir. Grip aşısı yumurta proteini içerdiğinden, alerjik çocuklarda dikkatle yapılmalıdır. Uygulama yeri mutlaka bir sağlık merkezi olmalıdır.

Çocuğunuzu Bu İki Hastalığa Karşı Desteklemek İçin;

  • Çocuklarda bağışıklık sistemini güçlendirmek ve alerji varsa tedavi etmek, soğuk algınlığı ve grip enfeksiyonlarını azaltacaktır.
  • Çocukların bol meyve sebze tüketmesi, C vitamini desteği sağlayarak, virüslerle mücadelede yardımcı olacaktır.
  • D vitamini, bağışıklık sisteminin en güçlü yapı taşlarındandır. Kış aylarında az güneş gören çocuklarda, sıklıkla D vitamini eksikliği görüldüğünden, çocukların doktor kontrolünde bu yönden desteklenmesi de güçlü bir bağışıklık oluşturacaktır.
  • Benzer şekilde, omega-3 yağ asitleri de mikroplarla savaşmada önemli bir role sahip olduğundan, çocukların daha  sık balık tüketmesi veya ağızdan balık yağı şeklinde besin desteği alması, grip ve soğuk algınlığına karşı güçlü bir bağışıklık sistemi oluşmasını sağlayacaktır.

Kaynak: Banvit Çocuğum ve Ben dergisi Aralık 2011