Ailem ve Ben
 
Fazla oyuncak ve fazla kıyafet aslinda kimin ihtiyacı?

Psikolog Ayşen EVLİÇOĞLU ŞİMŞEK

Günümüzde anne - babalarının en sık düştükleri tuzaklardan biridir çocuklarına çok fazla oyuncak ve kıyafet almak. Çünkü bu anne - babalar, bir yandan yoğun bir şekilde modern toplumların yarattığı “tüketici insan” modelinin etkisinde, diğer yandan birçoğu geç saatlere kadar çalışmak zorunda olanların yaşadığı “ebeveyn suçluluğu” içindedirler.

Her iki etken de anne-babayı, çok fazla almaya ve çok fazla vermeye yöneltmektedir.
Vitrinlerdeki ürün çeşitliliğinin dayanılmaz cazibesi, hemen herkes için sahip olma arzusunu güçlü bir şekilde kışkırtmaktayken, anne-babalar da yaşamlarının birçok alanında karşılaştıkları bu arzuyu, söz konusu çocukları olduğunda, çok daha yoğun bir şekilde hisseder ve kontrol etmekte güçlük çekerler. Hele de bu anne-babalar, günümüzde sayısı giderek artan “geç saatlere kadar çalışan” anne-babalardan ise...

Suçluluk Duygusu

Çocuklarının her istediklerini yaparak, onlara çok fazla oyuncak ve kıyafet alarak, birlikte olamadıkları zamanı telafi etmeye ve içinde bulundukları suçluluk duygusundan kurtulmaya çalışmaktadırlar.

Bu anne - babalar çocuklarının sevgisini kaybedeceklerinden çok fazla korkmaktadırlar. Onların sevgisini kaybederlerse her şeyi kaybedeceklerini düşünürler. Çünkü artık yaşam koşullarının zor olduğu, evliliklerin, birlikteliklerin hızla kurulup, çözüldüğü, dostluk bağlarının gevşediği bir toplumda yaşamaktayız. Bu nedenle günümüz yetişkinlerinin güvendiği ve yatırım yaptığı tek değer çocuklarıdır. Onların sevgisini kaybetmemek için anne-babalar, yaşamı her yönüyle çocuklarının istekleri doğrultusunda kurgulamaktadırlar.

Bu anne-babalar kendi hayal kırıklıklarını ve bu hayal kırıklıklarına tahammül edemeyişlerini tamir etmek amacıyla, sahip oldukları çocuklarına her şeyi çok fazla alarak ve çok fazla vererek onları doyurmaya çalışırken, aslında kendilerini, kendi çocukluklarını ve olmamış benliklerini doyurmaktadırlar.

O halde bir çocuğa çok fazla oyuncak ve kıyafet almak gerçekte kimin ihtiyacıdır? O ya da bu sebeple, çocuğa çok fazla oyuncak ve kıyafet almak, bir şeyleri ona çok fazla vermek (bu sevgi de olabilir) elbette onun gelişimini olumsuz yönde etkiler. Çünkü gelişim süreçleri boyunca çocuklar aşırı değil, dengeli ebeveyn tutumlarına ihtiyaç duyarlar. Çocuk gelişiminin hemen her alanında olduğu gibi burada da tutarlı, kararlı ve gerektiğinde hayır diyebilen ebeveynlere ihtiyaç vardır. 

“Hayır”ın Öğrettikleri
Çocuk anne-babadan gelen “hayır” yanıtlarıyla büyür. Bu yanıtlardır ona yaşamda her istediğine, istediği zaman ulaşamayacağını öğreten. Böylece çocuk kendi sınırları ile diğerlerinin sınırlarını ayırt etmeye başlar. Nerede durup, nereye kadar gidebileceğini görür. Bu da kendine olan güveninin gelişmesini sağlar. Kendi kendini sınırlayabilen çocuğun artık ötekine ihtiyacı yoktur. Yani bağımlılıktan çıkmaya hazırdır.

Evde, aile içinde sınırları belirlenemeyen, anne-baba-çocuk üçgeninde bir üçüncü olduğu yani “öteki” olduğu bilinci kazandırılamayan çocuk, ev dışındaki sosyal yaşam alanlarında da kendisini ve karşısındakinin sınırlarını belirlemekte ve sağlıklı sosyal ilişkiler kurmakta zorlanır. Dışarıda da tıpkı evdeki gibi sınırlar, kurallar olmadan, aklına estiği gibi hareket etmek, beğendiği her şeyi almak ister, tabiİ hayal kırıklığına uğrar. Çünkü tüm sosyal ilişkilerde olduğu gibi zaman zaman karşısındakilerin sınırları ile ve hayır yanıtıyla karşılaşır, reddedilir.

Hayal kırıklıklarına uğramak ve bununla baş edebilmeyi öğrenmek, elbette yaşamın bir parçası ve çocuk gelişiminin, büyümenin en önemli deneyimlerindendir. Ancak çocuk bu deneyimi ilk önce, aile içinde, anne-baba ile birlikte, onların koşulsuz sevgileri eşliğinde edinmelidir. Önce onların yasaları ile karşılaşmalı, onların arasında ötekiliği kabul etmelidir. Böylece çocuk ev dışındaki yaşamında karşılaştığı diğer yetişkinlerle, öğretmenleri ve arkadaşları ile sağlıklı, uyumlu ilişkiler kurabilir ve bu ilişkilerde öteki olmayı becerebilir. Bu deneyim, elbette yetişkin yaşamındaki sosyal ilişkilerinde de benzer sonuçları getirecektir. Başarılı iş ilişkileri, sağlıklı ve doyurucu arkadaşlıklar, eş olabilme ve anne-baba olabilme gibi.

Sonuç olarak, anne-babalar çocuklarının büyümelerini, kendi ayakları üzerinde durabilen bağımsız bireyler olabilmelerini istiyorlarsa, onlara her şeyi vermekten vazgeçmeli, onlar için sınırları belirleyen ve gerektiğinde onlara “hayır” demekten çekinmeyen anne-babalar olabilmelidirler.

Çocuklarına çok fazla oyuncak ve kıyafet alırken bunun gerçekte kimin ihtiyacı olduğunu hatırlamalıdırlar.

Kaynak: Banvit Çocuğum ve Ben dergisi Kasım 2011